Ateşiniz Var mı?
Ateşiniz Var mı?
3 astranot uzaya gidecek. Bunlardan biri Alman biri İngiliz biri de bizim Temel.
Bunlar yıllarca gelmiyecekleri için en önemli ihtiyaclarını sorarlar. Alman bana sarışın, esmer, kumral hatun der. İngiliz bana bol bol içki der. Bizim Temel baaa bol bol cigara der. İstekler temin edilip uzaya fırlatılırlar.
Aradan yıllar geçer 3 astronot geri dönüyorlar. Tabi aileler merakla bekliyor. Önce Alman iniyor dalyan gibi Alman olmuş iğne iplik. Sonra İngiliz iniyor adam zil zorna sarhoş. Tabi ki sıra Temele geliyor. Temel kapıda görünür görünmez bi fırlıyor ağzında cigarayla:
- "Allahını seven baaa ateş versuuun."
Ateşiniz Var mı?
3 astranot uzaya gidecek. Bunlardan biri Alman biri İngiliz biri de bizim Temel.
Bunlar yıllarca gelmiyecekleri için en önemli ihtiyaclarını sorarlar. Alman bana sarışın, esmer, kumral hatun der. İngiliz bana bol bol içki der. Bizim Temel baaa bol bol cigara der. İstekler temin edilip uzaya fırlatılırlar.
Aradan yıllar geçer 3 astronot geri dönüyorlar. Tabi aileler merakla bekliyor. Önce Alman iniyor dalyan gibi Alman olmuş iğne iplik. Sonra İngiliz iniyor adam zil zorna sarhoş. Tabi ki sıra Temele geliyor. Temel kapıda görünür görünmez bi fırlıyor ağzında cigarayla:
- "Allahını seven baaa ateş versuuun."
Tünel
Tünel
Mısır hükümeti kızıl denizin altına tüp geçit yapmak için ihale açar. İhaleye İngiltereden, Amerikadan, Japonyadan ve Türkiyeden de Temelin firması olmak üzere birer firma katilir. Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler. İngiliz firması:
- Biz iki taraftan da eş zamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur. 30 metrelik enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz derler.
Amerikan firması:
- Bizde iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz maksimum 50cm fark olur derler.
Japon firması:
- Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum 20cm fark olur derler. Sira bizim Temele gelir.
Firması adına Temel:
- Valla bizde iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluştuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur, der.
Tünel
Mısır hükümeti kızıl denizin altına tüp geçit yapmak için ihale açar. İhaleye İngiltereden, Amerikadan, Japonyadan ve Türkiyeden de Temelin firması olmak üzere birer firma katilir. Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler. İngiliz firması:
- Biz iki taraftan da eş zamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur. 30 metrelik enindeki tünelde de 1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz derler.
Amerikan firması:
- Bizde iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz maksimum 50cm fark olur derler.
Japon firması:
- Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum 20cm fark olur derler. Sira bizim Temele gelir.
Firması adına Temel:
- Valla bizde iki taraftan kazmaya başlarız. Ortada buluştuk buluştuk, buluşamadık iki tüneliniz olur, der.
Hızlı Tren
Hızlı Tren
İstanbul - Ankara arasını 3 saatte alan hızlı tren sonunda gerçekleşmiş. İşadamının biri de Ankara'ya gidecek bir toplantı için. Yetişebilmek için atlamış hızlı trene. Fakat yolda Ankaradaki toplantı için hazırladığı evrakları İstanbulda unuttuğunu farkediyor. Kondüktöre gidiyor ve derdini anlatıp mutlaka inmesi gerektiğini söylüyor. Binbir yalvarmadan sonra Kondüktör adama trenin hızlı tren olduğunu hiçbir yerde durmadığını ama Arifiye'de biraz yavaşladığını söylüyor. Ve diyor ki :
- Yalnız trenden atlar atlamaz hızla trenin gidiş yönünde koşman lazım yoksa parçalanırsın.
Adamcağız çaresiz "Tamam" diyor. Arifiye'ye geldiklerinde de atlıyor başlıyor koşmaya. Bizim Temel'le Dursun da en arka vagonda seyahat ediyormuş. Camdan bir bakmış adamcağızın biri son hız koşuyor.
"Vah adamcağıza. Yazık, herhalde treni kaçırdı yetişmeye çalışıyor" diyor ve adamı tuttuğu gibi tekrar vagona çekiyor.
Hızlı Tren
İstanbul - Ankara arasını 3 saatte alan hızlı tren sonunda gerçekleşmiş. İşadamının biri de Ankara'ya gidecek bir toplantı için. Yetişebilmek için atlamış hızlı trene. Fakat yolda Ankaradaki toplantı için hazırladığı evrakları İstanbulda unuttuğunu farkediyor. Kondüktöre gidiyor ve derdini anlatıp mutlaka inmesi gerektiğini söylüyor. Binbir yalvarmadan sonra Kondüktör adama trenin hızlı tren olduğunu hiçbir yerde durmadığını ama Arifiye'de biraz yavaşladığını söylüyor. Ve diyor ki :
- Yalnız trenden atlar atlamaz hızla trenin gidiş yönünde koşman lazım yoksa parçalanırsın.
Adamcağız çaresiz "Tamam" diyor. Arifiye'ye geldiklerinde de atlıyor başlıyor koşmaya. Bizim Temel'le Dursun da en arka vagonda seyahat ediyormuş. Camdan bir bakmış adamcağızın biri son hız koşuyor.
"Vah adamcağıza. Yazık, herhalde treni kaçırdı yetişmeye çalışıyor" diyor ve adamı tuttuğu gibi tekrar vagona çekiyor.
Ambulans Şoförü Temel
Ambulans Şoförü Temel
Temel Ambulans şoförü olmuş.
Bir gün bir otobüs kazası çağrısı alırlar ve hemen olay yerine giderler.
Gittiklerinde gördükleri manzara çok kötü. Her tarafta yaralılar, ölüler...
Feryatlar filan yeri göğü inletiyor..
Fakat adamcağızın biri hepsinden fazla bağırıyor, inliyor. Temel de adamın
yanına gidiyor ve bakıyor adamın iki bacağı birden kırılmış.
Basıyor fırçayı :
- Ula uşağum ayuptur bu senin yaptuğun. Şunun şurasında iki bacağın kırılmış sadece. Bak orda insanlar ölmüşler hiç ses ediyler mi?
Ambulans Şoförü Temel
Temel Ambulans şoförü olmuş.
Bir gün bir otobüs kazası çağrısı alırlar ve hemen olay yerine giderler.
Gittiklerinde gördükleri manzara çok kötü. Her tarafta yaralılar, ölüler...
Feryatlar filan yeri göğü inletiyor..
Fakat adamcağızın biri hepsinden fazla bağırıyor, inliyor. Temel de adamın
yanına gidiyor ve bakıyor adamın iki bacağı birden kırılmış.
Basıyor fırçayı :
- Ula uşağum ayuptur bu senin yaptuğun. Şunun şurasında iki bacağın kırılmış sadece. Bak orda insanlar ölmüşler hiç ses ediyler mi?
Sinyal Vermediniz
Sinyal Vermediniz
Temel, bir gün arkadaşına telefon etmiş.Karşısına sekreter çıkmış. Temel :
'' Pen teleseçretere nok pirakacaktum.
"Notunuzu bana bırakabilirsiniz" demiş sekreter kız.
Temel uzunca bir süre beklemiş.Ses çıkmamış. Hala bir şey söylemediniz diye sekreter sorunca Temel'in cevabı:
-Sinyal vermedinuz da!
Sinyal Vermediniz
Temel, bir gün arkadaşına telefon etmiş.Karşısına sekreter çıkmış. Temel :
'' Pen teleseçretere nok pirakacaktum.
"Notunuzu bana bırakabilirsiniz" demiş sekreter kız.
Temel uzunca bir süre beklemiş.Ses çıkmamış. Hala bir şey söylemediniz diye sekreter sorunca Temel'in cevabı:
-Sinyal vermedinuz da!
Uçan İnekler
Uçan İnekler
Temel ve Dursun bir ağacın altında oturuyorlar; birden üstlerinden kocaman şeyler geçmeye başlıyor. Dursun bir bakıyor inekler uçuşuyor havada, yanlış gördüğünü zannedip bir daha bakıyor... Fakat aynı şey gerçekten inekler uçuyor.
Bunu heyecanla Temel'e söylüyor dürterek. Ama Temel oralı bile değil, gayet sakin :
-Herhalde yuvaları buralarda biryerdedir.
Uçan İnekler
Temel ve Dursun bir ağacın altında oturuyorlar; birden üstlerinden kocaman şeyler geçmeye başlıyor. Dursun bir bakıyor inekler uçuşuyor havada, yanlış gördüğünü zannedip bir daha bakıyor... Fakat aynı şey gerçekten inekler uçuyor.
Bunu heyecanla Temel'e söylüyor dürterek. Ama Temel oralı bile değil, gayet sakin :
-Herhalde yuvaları buralarda biryerdedir.
-Yazılar
TESADÜF BU YA!
Kopenhag'da bir genç doğum kliniğine girip da*nışmaya başvurdu:
— 48 numaralı odada
yatan genç kızla görüşmek
istiyorum.
Nöbetçi hemşire sordu:
Hay hay! Siz nesi oluyorsunuz hastanın?
Ben mi? Erkek kardeşi?
Bu sırada hemşirenin yanında duran hanım hemen atıldı:
— Öyle mi? Çok memnun oldum tanıştığımıza. Ben
de annesiyim...
TESADÜF BU YA!
Kopenhag'da bir genç doğum kliniğine girip da*nışmaya başvurdu:
— 48 numaralı odada
yatan genç kızla görüşmek
istiyorum.
Nöbetçi hemşire sordu:
Hay hay! Siz nesi oluyorsunuz hastanın?
Ben mi? Erkek kardeşi?
Bu sırada hemşirenin yanında duran hanım hemen atıldı:
— Öyle mi? Çok memnun oldum tanıştığımıza. Ben
de annesiyim...
EVLİLİĞİN BÖYLESİ
Nasrettin Hoca evlen* meye niyetlenir. Eş- dost bir hatuncağızı öve öve göklere çıka* rırlar.
Şöyle huylu!
Böyle soylu!
— Dünyalar güzeli... Hoca'nın gönlünü çelerler.
Evlenirler. Zifaf gecesi yüz görümlüğünü veren Ho* ca, gelinin duvağını kaldırır. Aman Allah'ım! Çirkin bir gelin.
Gelin hanım, kocasına sadakatini göstermek için:
— Hoca efendi, akrabalarından kime görüneyim, ki*
me görünmeyeyim? diye sorar.
Hoca şaşkın:
— Aman hatun, bana görünme de kime görünürsen
görün... der.
Nasrettin Hoca evlen* meye niyetlenir. Eş- dost bir hatuncağızı öve öve göklere çıka* rırlar.
Şöyle huylu!
Böyle soylu!
— Dünyalar güzeli... Hoca'nın gönlünü çelerler.
Evlenirler. Zifaf gecesi yüz görümlüğünü veren Ho* ca, gelinin duvağını kaldırır. Aman Allah'ım! Çirkin bir gelin.
Gelin hanım, kocasına sadakatini göstermek için:
— Hoca efendi, akrabalarından kime görüneyim, ki*
me görünmeyeyim? diye sorar.
Hoca şaşkın:
— Aman hatun, bana görünme de kime görünürsen
görün... der.
EŞEK BAŞI
İstanbul'a yeni gelen köylü, ku* yumcu dükkânının vitrinini merakla inceliyordu. Kuyumcunun çırağı, onunla alay etmek için:
Hemşerim, dedi, ne bakıyor*
sun öyle?
Hiç... Bu dükkânda ne satılır
diye merak ettim de...
Çocuk güldü:
Eşek kafası satılır.
Allah versin... Alışverişiniz yolunda olmalı...
Nereden bildin, dayı?
Baksana, koca dükkânda seninkinden başka kal*
mamış!
İstanbul'a yeni gelen köylü, ku* yumcu dükkânının vitrinini merakla inceliyordu. Kuyumcunun çırağı, onunla alay etmek için:
Hemşerim, dedi, ne bakıyor*
sun öyle?
Hiç... Bu dükkânda ne satılır
diye merak ettim de...
Çocuk güldü:
Eşek kafası satılır.
Allah versin... Alışverişiniz yolunda olmalı...
Nereden bildin, dayı?
Baksana, koca dükkânda seninkinden başka kal*
mamış!
NEYİ GÖRMEMİŞ
Şoför kullandığı taksiyle "Sağa dönülmez işaretine rağmen sağa saptığı sırada trafik polisinin keskin keskin çalan düdük sesiyle birden yavaşladı, sonra yolun kenarına çekilerek durdu. Trafik polisi, sağ elinde zin-
cirden tuttuğu düdüğü sallaya sallaya yürüyerek tak* sinin yanına geldi, sert bir sesle sordu:
— Levhayı görmedin mi?
Şoför, kabahatli olduğunu kabul etmenin rahatlığı içinde itirafta bulundu:
— Görmesine gördüm de sizi görmedim...
KILÇIK
Sınıfta öğretmen insan iskeletini göstererek sordu: — Bunun ne olduğunu söyleye*bilir misin Salim? dedi. Karadenizli Salim hemen
cevapladı:
— İnsan kılçiğidür öğretmenim...
Şoför kullandığı taksiyle "Sağa dönülmez işaretine rağmen sağa saptığı sırada trafik polisinin keskin keskin çalan düdük sesiyle birden yavaşladı, sonra yolun kenarına çekilerek durdu. Trafik polisi, sağ elinde zin-
cirden tuttuğu düdüğü sallaya sallaya yürüyerek tak* sinin yanına geldi, sert bir sesle sordu:
— Levhayı görmedin mi?
Şoför, kabahatli olduğunu kabul etmenin rahatlığı içinde itirafta bulundu:
— Görmesine gördüm de sizi görmedim...
KILÇIK
Sınıfta öğretmen insan iskeletini göstererek sordu: — Bunun ne olduğunu söyleye*bilir misin Salim? dedi. Karadenizli Salim hemen
cevapladı:
— İnsan kılçiğidür öğretmenim...
Benzer konular
Cevap yazabilmek için giriş yapmalı veya kayıt olmalısınız.
Şu an bu konuyu okuyanlar
00 üye, 0 ziyaretçi ve 0 arama motoru
