Bugün başladı içimde; sıkıyönetim.
Kurtuluşu yok artık bundan,
İçimin kendiyle açılan savaşlarında başka bir el
Hem de bana çok uzak olan bir el
Dokunacak, kanatacak ve kapatmayacak açılanları.
Sonuna koyabileceğim bir noktam olmayacak artık.
Ben cümlelerimi, zamanlarımı virgüllerle uzatmaya
Adanmış bir mahkûm olacağım artık.
Mahkemelerde ben yargılanacağım; sevdam karşısında.
Sevilen sen değildin bu sevdada
Ya da seven.
Sen “hiç” idin bu sevdada.
Hayatla kurduğumuz savaşı o kazanana kadar
Ben, hayatımın önünde parçalanmadığım süreye kadar
Onun tüketmediği nefeslerini almaya çalışıyorum şimdi.
Çünkü
O bu sevdayı sevemeyecek kadar mağdurdu hayattan.
Seven de bendim, sevilende.
Rüzgârına bulanmış gözbebeklerine sevdiğini doyasıya haykıran da bendim.
Senden sadece bakmanı isteyen de.
Bir şey söylemesen de,
Ağzın çıktığı kadar sussan da baksaydın keşke sararmışlığıma.
Senin gözlerinle açılmayı bekleyen bir güneş vardı orada.
Bir elalık vardı ki,
Sen baksaydın, baharlar olacaktı.
Sen baksaydın, sonu gelmeyen yeşilliklere dönüşecekti mevsimlerim.
Ve solmayacaktı artık,
Sonu gelmeyecekti mevsimlerimin.
Şimdi gittiğin uzak da benim.
Bilmediğin uzakların Türkçesi de.
Orada, görmediğin kadar uzakta seni bekleyen de bendim.
Ama görmedin hiç beni.
Ben, senin gittiğine bile inandırmışken kendimi
Beni hissedecek kadar bile sevmemişsin sen beni.
Dönerken kırlaşmış saçlarımdan geriye.
Mahvolmuşluklularımı bir sigarayla bağlam kurarak
Çözmeye çalışırken
Yaşadığım bu panik atakların adına “sen” diyerek gidiyorum.
Bir zamanlar her şeyimdin benim.
İçimde bunca sevilmeye değerdin.
Kalanlarımın, gidenlere denkleştirmeye çalışırken
Hatalarımla battım bu sefer, geriye.
Bu sefer “barış” diye bağıran bir çocuğun sesiyle karşılaştım içimde.
Eskiden “seviyorum” diyordu o çocuk
Ne olursa olsun “seviyorum” diyordu.
Artık belli ki bir tanem.
Tenime girdiğin yerlerden susuyorum.
Şimdi,
Sevmekten yoruluyorum.
Şimdi anlıyorum ki
Sokağa çıkmama yasalarının,
Kurduğun özgürlük düşüncelerinde kaybeden ben olmuşum.
Kazanan kim bilmiyorum ama
Ben seni bulamamış,
Ben bu sıkıyönetimde idam edilen olmuşum.
Kısacası,
Küçük oyunlar oynayarak atladığım bu sandalyede
Gurur tablosunun son oyununu oynayarak
Boğazıma geçirdiğim idam ipiyle
Seni mutluluğa uğurluyorum bir tanem.
Umarım gittiğin uzaklarda
Onun varlığını hissedebilecek birine rastlarsın…
[/COLOR][/I][/COLOR][/I]