[αℓiєиѕ]
Fıkralar

Fıkra Çılgını [αℓσєиѕ] den Fıkra Arşivi Forumda Aramaya Son

[αℓiєиѕ]
Kıdemli üye
  • Katılım24 Şub 2007
  • Mesajlar856
  • Tepki puanı0
  • KonumSaMsUn - 55
#81
Yıllar önce İngiltere'de erler şemsiye kullanmazmış.Şemsiye taşıma hakkı sadece subaylara tanınıyormuş.
O yıllarda bir gün genç teğmenlerden biri, koltuğunun altında bir şemsiye ile hızlı hızlı yürüyen eri görünce, beyninden vurulmuşa dönmüş.Eri çağırarak :
-Bu ne küstahlık, demiş.Ve şemsiyeyi aldığı gibi dizinde iki parça etmiş.
-Bu sana bir ders olsun, bir daha böyle küstahlıklar yapma!
Neye uğradığını anlamayan er :
-Başüstüne, diyerek selamı çakmış ve şöyle sormuş :
-Teğmenim, beni az önce evine yollayan general şemsiyesini istediğinde kim kırdı diyeyim?
[αℓiєиѕ]
Kıdemli üye
  • Katılım24 Şub 2007
  • Mesajlar856
  • Tepki puanı0
  • KonumSaMsUn - 55
#82
Bir Astsubay'la bir gözü takma Yüzbaşı aynı bekar lojmanında birlikte kalıyorlardı. Yüzbaşı her gece yatmadan takma gözünü çıkartır su dolu bir bardağa koyar sabah tekrar yerine takardı.

Sıcak bir Yaz akşamı gece yarısı Astsubay susadı,el yordamıyla sehpadaki bardağı kaptı bir dikişte yuvarladı oda ne..suyla birlikte gözüde yutmuştu.

Astsubay farkına vardı ama artık iş işten geçmişti.
Ertasi gün sabah sporundan sonra Astsubay tuvalete gitme ihtiyacı duydu . Koşar adımla tuvate gitti pantolonunu sıyırdı başladı ıkınmaya fakat mümkün değildi bir türlü rahatlayamıyordu.

Onun ıkınma sesini duyan tuvalet nöbetcisi er telaşlandı nazikçe kapıyı tıklattı..
-Komutanım yardımcı olayım..
Astsubay can havliyle kapıyı açtı,
-Bak oğlum şurada ne var bir türlü
s...çamıyorum deyip er'e doğru döndü.

Er eğilip bakar bakmaz hazırola geçti ve selam durdu. Bunu gören Astsubay sinirlendi,
- Ne selam durdun evladım diye bağırdı..

Asker yanıtladı;
-Nasıl selam durmayım Komutanım içeriden Yüzbaşım bakıyor......
[αℓiєиѕ]
Kıdemli üye
  • Katılım24 Şub 2007
  • Mesajlar856
  • Tepki puanı0
  • KonumSaMsUn - 55
#83
Çin'de görevli Amerikalı bir subay bir gün Pekin'de bir lokantaya girdi. Garsonun getirdiği Çince mönüye garip garip baktı. Gelen mönüden birşey anlamasa da bozuntuya vermedi ve parmağını Çince bir yazının üzerine basarak garsona gösterip, ne geleceğini merakla beklemeye başladı.<BR>Bir müddet sonra garson bir tabak meyve getirdi. Amerikalı subay garsona meyveyi kenara koymasını işaret ederek parmağıyla listedeki başka bir yeri gösterdi. Bu kez, bir dilim pasta geldi. Subayın karnı çok acıkmıştı. Parmak yöntemiyle güzel bir yemek seçemeyeceğini de anlamış bulunuyordu. Çevresindeki masalara baktı. Karşı masada bir Çinli et yemeği yiyordu. Subay, karşı masadaki adamın yediği yemeği gösterdi ve garsona o yemekten getirmesini işaret etti.<BR>Yemek geldi. Subay büyük bir iştahla eti yemeye başladı. Birkaç lokma sonra, şimdiye dek bu tatta bir et yemeği yemediğini fark etti. Pekin ördeklerinin ününü duymuştu. Bu acaba onun eti miydi?<BR>Garsonu çağırdı, eti gösterdi ve kollarını kanat gibi yaparak, "Vak, vak?!" dedi.<BR>Çinli garson soruyu anlamıştı. "Hayır" anlamında başını salladıktan sonra, doğru yanıtı verdi:<BR>"Hav, hav, hav!"
[αℓiєиѕ]
Kıdemli üye
  • Katılım24 Şub 2007
  • Mesajlar856
  • Tepki puanı0
  • KonumSaMsUn - 55
#84
Bir Yüzbasi ile emir eri bir trende yolculuk ediyorlar. Ayni
kompartmanda çok alimli bir kiz ile annesi de var. Baska kimse yok. Bu iki grup birbirlerini tanimasa da yolculuk sirasinda tanisiriz diye çok yakin oturmuslar. Derken tren bir tünele giriyor, ortalik karariyor. Bir öpücük sesi ve ardindan -sirraaak- çok siddetli bir samar sesi duyuluyor. Tren tünelden çikiyor. Herkes saskin ne oldu diye birbirine bakiyor.
*Genç kiz düsünüyor; (Benim yerime annemi öperlerse, iste böyle samari yerler..)
*Kizin annesi düsünüyor; (Helal benim kiza, öpüldü ama, hemen samari yapistirdi..)
*Yuzbasi düsünüyor; (Ulan asker kizi öptü, samari ben yedim...)
*Asker gülümsüyor; (Intikamimi aldim daa. Havaya bir öpücük yüzbasiya bir şamar!!)
[αℓiєиѕ]
Kıdemli üye
  • Katılım24 Şub 2007
  • Mesajlar856
  • Tepki puanı0
  • KonumSaMsUn - 55
#85
Bir gün adam ölmüş mezarlığa götürüyorlarmış .
gidreken birisinin ayağı kayıp ölü adamın cenazesi dereye düşmüş su hızla ölmüş adamı götürmüş.1000 metre ilerisinde askeriye varmış askerler gelen ölüye dur demişler ölü yine gelmiş sonun da 15 kere sıkmışlar adnmın gövde bölümüne sonara askerler direk hastane ye götürmüşler akrabaları da gelmiş
doktor amaeilyattan sonra çıktı
akrabalar sonuç demiş.Uzun uğraşlar sonun da 8 saat te hastayı kurtarabildik.
[αℓiєиѕ]
Kıdemli üye
  • Katılım24 Şub 2007
  • Mesajlar856
  • Tepki puanı0
  • KonumSaMsUn - 55
#86
İki general bir cafede oturup konuşuyorlarmış. generalin biri "benim bir erim var çok salak demiş. diğeriyse "hayır, benim bir erim var o daha da salaktır." demiş. tartışma çok büyümeden kimin askerinin daha salak olduğunu anlamak için yarışma gibi bir şey yapmaya karar vermişler. ilk general askerini yanına çağırıp "oğlum, git bana şu 5000 lirayla bir mercedes al gel" demiş. ikinci general de askerini çağırıp "git bak ben ordu evinde miyim?" demiş. iki asker yolda karşılaşmışlar. ilki "ya benim general çok salak. bu günün pazar olduğunu bildiği halde beni araba aldırmaya gönderdi." demiş. ikincisiyse "benim general daha salak. yanında telefon dururken, beni ordu evine gönderdi." demiş
[αℓiєиѕ]
Kıdemli üye
  • Katılım24 Şub 2007
  • Mesajlar856
  • Tepki puanı0
  • KonumSaMsUn - 55
#87
Başçavuş Albayı tutuklayacakmış.

Albay, binbaşıya: -Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir.Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler.Ben de orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi vereceğim.Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz.O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün.Binbaşı, yüzbaşıya: -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak.Bu her zaman görülen bir olay değildir.Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir.Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır.Yüzbaşı, teğmene: -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir.Teğmen, başçavuşa: -Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kıyafeti ile albay tutulacak.Kapalı talimgahta yağmur yağarsa,alayın meydanında manevra yapılacak.Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir.Basçavuş, askere: -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız.Sabah hepiniz talim teçhizat ile hazır olun.Askerler kendi aralarında: -Yarın sabah bizim başçavus Albayı tutuklayacakmış.
[αℓiєиѕ]
Kıdemli üye
  • Katılım24 Şub 2007
  • Mesajlar856
  • Tepki puanı0
  • KonumSaMsUn - 55
#88
Amerikan askerleri, Türk askerlerine saldırmak üzereydi. Bunu gören komutan şöyle seslenir:
- "Askerler, çabuk donunuzu indirin ve eğilin, burayı kabak tarlası zannetsinler"
Amerikan uçakları transit devam eder. Az sonra bir Türk askeri Amerikan uçaklarının geri döndüğünü görür ve şöyle der:
- "Komutanım, komutanım şimdi de önümüzü dönelim de burayı hıyar tarlası zannetsinler."
[αℓiєиѕ]
Kıdemli üye
  • Katılım24 Şub 2007
  • Mesajlar856
  • Tepki puanı0
  • KonumSaMsUn - 55
#90
Kurtuluş savaşında ordu büyük zayiat vermektedir. Ordu komutanı bu gidişe dur demenin yollarını ararken aklına dahiyane bir fikir gelir. Hemen bölüğü düz bir arazide toplar ve bölüğe hitaben: Bu günden sonra düşman tarafından bir kelle getirene on lira vereceğini söyler ve bölüğü cepheye gönderir. Ertesi gün bölük şaha kalkar ve her kes iki,üç kelle getirip ordu komutanından parasını alır. Savaşın üçüncü günü ordu komutanı postası olan temelin yok olduğunu görür. Bölüğe haber salar ve tüm ölüler ile yaralıların arasında temeli araştırır. Yapılan aramalarda temelden iz yoktur. Temelsiz geçen beş günün sonunda nöbetçilerden birisi bölüğe doğru bir toz bulutunun yaklaştığını alarm verir. Dürbünü eline alan ordu komutanı yaklaşan bulutun bir kamyon olduğunu görür. Gözlerine inanamaz kamyonun kasası düşman kelleleriyle doludur ve direksiyondaki de temelden başkası değildir. Sevinçle temeli karşılayan ordu komutanı ordusuna dönerek asker dediğin böyle olmalı der ve temeli odasına çağırır. Odaya giden temele ordu komutanı:
-Bak evladım devletimiz savaş halinde,ekonomimiz bozuk ben size kelle başına on lira sözü verdim ama bu kadar kelleye ödeyecek paramız yok gel seninle bir anlaşma yapalım kelle başına sana altı lira vereyim demiş.
Komutanın teklifine şiddetle karşı çıkan temel parasını tam olarak ister. Bir türlü temeli ikna edemeyen komutan kızgın bir ifadeyle altı lirayı neden kabul etmediğini sorar.
Temelin cevabı müthiştir.
Komutanım vallahi yedi liradan ben aldım onları der.
[αℓiєиѕ]
Kıdemli üye
  • Katılım24 Şub 2007
  • Mesajlar856
  • Tepki puanı0
  • KonumSaMsUn - 55
#91
Bir gün Bismark, harpte yararlilik gösteren bir askere madalya takarken:
-Asker, 100 altın mı istersin, yoksa bu madalyayı mı?
Asker:
-Madalyanın kıymeti nedir? der. Bismark:
-Maddi değeri aşağı-yukarı üç altın, diye cevap verir.
Asker :
-Öyleyse 97 altınla madalyayı isterim!
[αℓiєиѕ]
Kıdemli üye
  • Katılım24 Şub 2007
  • Mesajlar856
  • Tepki puanı0
  • KonumSaMsUn - 55
#92
Seninle el ele olmalıydık şimdi,
Yalçın bir dağın doruklarında,
Kol kola gezmeliydik,
Çılgın kahkahalarla gülmeli,
Kudururcasına içmeliydik.
Hazır hiç kimseler yokken,
Çocuklar gibi itişip,yerlerde tepişmeliydik.

Seninle dizdize olmalıydık şimdi,
Sazlık samanlık bir barınakta.
Sen içelimmi daha derken,
Ben mezesini hazırlamalıydım,dostluğun,sevginin.
Acısını çıkartmalıydık binlerce yıla inat
Yalnızlığımızın,hırçınlığımızın,susuzluğumuzun.
Bin dereden su getirmeliydik şafak sökene kadar,
Ve hiçbirşey olmamış gibi geri gelmeliydik,
Biraz mahcup utangaç ve çekingen.......
[αℓiєиѕ]
Kıdemli üye
  • Katılım24 Şub 2007
  • Mesajlar856
  • Tepki puanı0
  • KonumSaMsUn - 55
#94
Adamın biri, bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş. Ağaçta bulunan başka biri de onu izliyormuş. Namazını bitiren adam daha sonra namazının kabul olması için Allah'a dua etmeye başlamış. - "Allahım sen namazımı kabul et." Ağaçtaki adam: - "Etmem", diye cevap vermiş. Adam şaşırmış. Tekrarlamış: - "Allahım sen kıldığım namazı kabul et." - "Etmem." Adamın şaşkınlığı iyice artmış. Yine: - "Allahım sen namazımı kabul et", demiş. Ağaçtaki adam tekrar: - "Etmem", deyince adam sinirlenmiş. - "Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım."
[αℓiєиѕ]
Kıdemli üye
  • Katılım24 Şub 2007
  • Mesajlar856
  • Tepki puanı0
  • KonumSaMsUn - 55
#95
Bir tatbikat sırasında paraşütçü komandolar uçaktan atlıyorlardı. Atlama sırası gelen en son paraşütçü epey bir vakit geçtiği halde atlamamıştı. Komutan sinirli bir şekilde "Atlasana oğlum" diye bağırdı.
Paraşütçü "Atlamam komutanım"
Komutan iyice sinirlenmişti "Ne demek atlamam lan sana emrediyorum çabuk atla" deyince, asker;
"Komutanım bırak emretmeyi, öldür yine atlamam." diye cevap vermişti.
Komutan bakmış olacak gibi değil, rica eder bir tavırla;
"Bak oğlum aşağıda benim komutanlarım var, onlarda benden hesap sorarlar, haydi atlayıverde senni yüzünden benim başım belaya girmesin."
Asker inadım inat cinsinden,
"Atlamam komutanım"
"Peki neden atlamıyorsun evladım, geçerli bir sebebin varmı?"
"Komutanım benim annem çok mübarek bir kadındır, gördüğü bütün rüyalar çıkar. Sabah telefon açtı, oğlum rüyamda senin paraşütün açılmadığını gördüm sakın atlama dedi, onun için atlamıyorum." deyince komutan,
"Oğlum inanma böyle şeylere hadi atla gözünü seveyim." diye yalvarıyordu asker ise kararından vazgeçmiyor "Atlamam" diye diretiyordu. Ne yapacağını şaşırmış olan komutan çaresizlik içinde,
"Peki oğlum gel paraşütleri değişelim, benimkini sen tak, seninkini ben, o zaman atlarmısın?" diye ümitsizce sordu. Asker bu teklife olumlu baktı ve kabul etti paraşütleri son sürat değiştirdiler ve delikanlı kendini uçaktan boşluga bıraktı. Paraşütü açıldı ve sakin süzülürken yanından,
-Ananııı!!! diye komutanının feryadı geçip gitmiş, asker komutanının feryadınının sonunu bile duyamamıştı.
[αℓiєиѕ]
Kıdemli üye
  • Katılım24 Şub 2007
  • Mesajlar856
  • Tepki puanı0
  • KonumSaMsUn - 55
#96
Atmak : Ders anlatmak
Asmak : Sözlü günü yapılan gezi
Cesur : Kopya çeken kimse
Çöp Kutusu : Basket potası
Dalga Geçme : Ders dinleme
Disiplin : Öğretmenin kozu
Esnemek : Ders esnasında ortaya çıkan bulaşıcı hastalık
Felç : Karnenin alınmasıyla baş gösteren hastalık
Gardiyan : Nöbetçi öğretmen
Hastalık : Mazeret
Hayır Sever : Kopya veren
Okul : Hapishane
İnekleme : Çok ders çalışma
Karne : Loto Kuponu
Şaşkın : Yeni öğrenci
Tebeşir : Cephane
Komedi : Yazılıların açıklanması
Veli : Ara karneden bile haberi olmayan gariban
Çıkış Zili : Can kurtaran
Sözlü : Ecel teri,mizan terazisi
Not Defteri : Loto kağıdı
Öğrenci : Hilkat garibesi,zavallı
Öğretmen : Ahiret sualcisi
Sınıf : Muhabbethane
Ödev : Angarya
Sınıf Geçmek : Tahayyül
Sınıfta Kalmak : Küme düşmek
Teneffüs : Kudurma saati
Giriş Zili : Cenaze marşı
Masal : Anlatılan ders
Enflasyon : Notların öğretmen tarafından düşürülmesi
Devalüasyon : Öğretmenlerin kolay sorarak başarı oranını yükseltmeleri
Vaka-ı Vakvak : İyi bekleyip düşük alan öğrencilerin sözleri
İstenmeyen Gün : Pazartesi
İstenen Gün : Cuma
En İyi Haber : Hoca Yok, ders boş, vallaha...
[αℓiєиѕ]
Kıdemli üye
  • Katılım24 Şub 2007
  • Mesajlar856
  • Tepki puanı0
  • KonumSaMsUn - 55
#97
İki acemi er paraşüt eğitimlerini tamamladıktan sonra ilk atlayışları için havalanırlar. Makul seviyeye geldiklerinde komutanları son kontrolleri yapıp:
-Atladıktan bi süre sonra paraşütün sağ tarafındaki ipi çekin paraşütleriniz açılacaktır. Şayet açılmazsa hiç telaşa kapılmayın, sol tarafta yedek bir ip var onu çekin sorun kalmaz. İndiğinizde sizi bir jip bekliyor olacak sizi karargaha geri götürecek.
Askerler korkarak da olsa atlamışlar. Heyecanla sağ taraftaki iplerine asılmışlar?!?! Tıs yok. Bi gayret daha korkuyla sol taraftaki iplere paraşütler yine açılmamış. Çok sinirlenen Temel :
- Ula bu komutanun hiçbi deduğu çıkmiy sen duur , aşağıda da jip yoksa o zaman anasını belleyeceğum!"
[αℓiєиѕ]
Kıdemli üye
  • Katılım24 Şub 2007
  • Mesajlar856
  • Tepki puanı0
  • KonumSaMsUn - 55
#99
Erler sabah yoklamasında, çavuş içlerinden birine soruyor;
- Söyle bakalım nerdensin ?
- Maraş'lıyım komutanım..
Çavuş sinirleniyor ve askere okkalı bir tokat atıyor. Ardından tekrar soruyor
- Bir daha söyle bakalım nerdensin ?
- Maraş'lıyım komutanım..
Çavuş bu sefer iyice hiddetleniyor ve askere okkalı bir tokat daha atıyor. Ardından tekrar soruyor
- Ulan son defa soruyorum nerelisin ?
- Kahramanmaraş'lıyım komutanım..
- Hah şimdi oldu diyor çavuş ve yanındakine soruyor,
- Oğlum sen nerelisin ?
- Kahramansinop'luyum komutanım !
[αℓiєиѕ]
Kıdemli üye
  • Katılım24 Şub 2007
  • Mesajlar856
  • Tepki puanı0
  • KonumSaMsUn - 55
II. Dünya Savaşı sırasında Rus orduları geri çeliyorlar. Ve Rus generali durumu kurtarmak için askerleri teşvik etmeye karar vermiş. Her getirilen ölu Nazi için 10 ruble vaad etmiş. Askerler saldırdılar. Çatışmadan sonra kimi 1 kimi 3 ceset getiriyorlar ve paralarını cash alıyorlar. Birara bir Yahudi asker bir vagon sürükleyerek getirdi. Vagonun kapısını açtı, içerisi ceset doluydu. General bunu görünce şaşırdı ve askeri kenara çekerek şöyle dedi :
-Asker, anlarsın ya bütçemiz zayıf, haydi ben sana 7.50 ruble ceset başı veriyim. Asker :
-Olmaz, dedi, Zaten bana geliş fiyatı 8.30 ruble.

Benzer konular

Cevap yazabilmek için giriş yapmalı veya kayıt olmalısınız.

Şu an bu konuyu okuyanlar

0

0 üye, 0 ziyaretçi ve 0 arama motoru